MUAZ B. CEBEL 2mmhl510


 
AnasayfaAnasayfa  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş
 

 MUAZ B. CEBEL

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
arthur_78
Admin
Admin
arthur_78

Mesajları : 121
Puan : 364
İtibar : 0
Kayıt tarihi : 20/10/10

MUAZ B. CEBEL Empty
MesajKonu: MUAZ B. CEBEL   MUAZ B. CEBEL Icon_minitimeSalı Ara. 07, 2010 4:18 pm

Ensârın ileri gelenlerinden bir sahabi. Adı Muaz b. Cebel b. Amr b. Evs el-Ensâri el-Hazrecî'dir. Künyesi s"Ebu Abdurrahman"dır. On sekiz yaşında müslüman olmuştur. Peygamber Efendimiz'le birlikte bütün savaşlara katılmıştır. Rasûlüllah (s.a.s) onu Muhâcirînden Abdullah b. Mes'ud ile kardeş yapmıştı. Muhammed b. Sa'd: "Muaz uzun boylu beyaz tenli güzel dişli iri gözlü çatık kaşlı ve kıvırcık saçlıydı" diye tanımlamıştır.

Hz. Peygamber kendisini çok seviyor ve zaman zaman: "Ey Muaz seni seviyorum" demek suretiyle bu sevgisini açığa vururdu. Ashab arasında da yüz güzelliğinin yanında yumuşak huyluluğu hayâsı cömertliği ile tanınıyordu. Onu Hz. Ömer de çok seviyordu. Muaz hakkında şöyle dediği rivayet edilir: "Analar bir daha Muâz gibisini doğuramaz. Eğer Muâz olmasaydı Ömer helak olurdu. Şayet Muaz benim hilafetim zamanında yaşamış olsaydı onu kendimden sonra halife tayin ederdim ve Rabbim bana onu niçin halife tayin ettiğimi sorduğunda da: "Ya Rabbi senin Rasûlün'ü Âlimler kıyamet gününde bir araya geldiklerinde Muâz bir ok atımı (veya bir taş atımı) onların önünde olacak" derken işittim diye cevap verirdim" demiştir (İbn Sa'd Tabakât III 583-590).

Hz. Muâz sünnete de son derece bağlıydı. Bir gün peygamber (s.a.s) mescidin kıble duvarında tükrük görmüş ve bunun üzerine: "Her biriniz namazına durduğu vakit Şüphesiz Rabbi ile münâcât eder (söyleşir). Rabbi kendisi ile kıblesi arasındadır. O halde hiç biriniz kıblesine karşı tükürmesin. Mutlaka tükürmesi gerekirse ya sol tarafına veya sol ayağının altına tükürsün... " buyurmuştur. Bunun üzerine Muâz (r.a): "İslâmiyet'i kabul ettiğim günden beri sağ tarafıma tükürmüş değilim (çünkü sağ tarafta insanın sevaplarını yazan melek vardır)" demiş ve bu hareketiyle Rasûlüllah'a ne kadar bağlı olduğunu göstermiştir (Sahih-i Buharî Tevridi Sarih Tercemesi II 353-354).

Muâz b. Cebel'in diğer bir özelliği de Kur'ân'ı ezbere bilmiş olması ve onu güzel okumasıdır. Bunun için Sevgili Peygamberimiz: "Kur'an'ı dört kişiden öğrenin: Abdullah b. Mes'ûd Ubey b. Kâ'b Muâz b. Cebel ve Ebu Hûzeyfe'nin âzadlısı Sâlim" buyurmuştur. Aynı zamanda Hz. Peygamber zamanında Kur'ân'ın toplanmasında emeği geçenlerdendir (Ahmed b. Hanbel Müsned II 190; Tecrid Terc. IX 401; X 22).

Muâz (r.a) yaşayışında zühd ve takvaya da büyük önem verirdi. Geceleri teheccüd namazı kılar ve namaz sonunda: "Allahım! Şu anda gözler uykuda ve gökte yıldızlar parlamış durumda. Sen ise diri her an yaratıklarını gözetip duransın... Rabbim bana dünya ve âhirette hidâyet nasib et! Şüphesiz Sen va'dinden dönmezsin" diye duâ ederdi (İbnü'l-Esir Üsdül-Gâbe V 194-197).

İbn Mes'ûd Muâz (r.a) hakkında: 3"Şüphesiz Allah'a boyun eğen ve O'na yönelen bir kimse idi; Allah'a şirk koşanlardan olmadı" demiştir. Bunun üzerine ona bu sizin söyledikleriniz Kur'an-ı Kerim'de Hz. İbrahim hakkında söylenmiştir (en-Nahl 16/120) denildiğinde: "Muaz da böyleydi; hayrı biliyor ona uyuyor Allah'a ve Rasûlü'ne itaat ediyordu" cevabını vermiş ve onu İbrahim (a.s)'e benzetmiştir (Üsdü'l-Gâbe V 197).

Muaz (r.a) Sahabe'den Abdullah b. Abbas Abdullah b. Ömer vs.'den hadis rivayet etmiştir. Kendisinden hadis rivayet edenler arasında Enes b. Malik Mesruk Ebu't-Tufeyl Esved b: Hilâl Ebu Müslim el-Havlânî Abdullah b. Kays ve Abdullah b. Ganem gibi zevât gelmektedir. Rivayet ettiği hadislerin toplamı ise sâdece yüz elli yedidir (ez-Zehebî Tezkiratü'l-Huffâz I19-22; Nevzat Âşık Sahabe ve Hadis Rivayeti s. 117).

Hz. Muâz aynı zamanda sahabenin fakihlerinden olup dinde vukuf (ince anlayış) sahibiydi. Daha Rasülullah'ın sağlığında fetva vermeye başlamıştı. Hz. Peygamber onun hakkında: "Ümmetim içerisinde helâl ve haramı en iyi bilen Muâz b. Cebel'dir" demiştir (Tecrid Tercemesi I 84). Peygamber Efendimiz onu İslâmı anlatıp öğretmek ve Kur'an-ı Kerim'i ezberletmek üzere Hicretin dokuzuncu yılında Yemen'e göndermişti. Yolculuk öncesi Hz. Peygamber'le aralarında geçen konuşmayı Muâz (r.a) şöyle anlatır: "Allah Rasûlü beni Yemen'e gönderirken şöyle dedi: "Sana bir mesele sorulduğunda ne ile hükmedeceksin?" Ben: "Allah'ın kitabındakilerle" diye cevap verdim. "Eğer Allah'ın kitabında bulamazsan ne ile hükmedeceksin?" dedi." "Allah Rasûlü'nün hükmettiği ilededim. Eğer onda da bulamazsan?" dediğinde: "Kendi reyimle içtihad ederim diye cevap verdim. "Bunun üzerine Allah Rasûlü: "Nebisini râzı olduğu şeyde başarılı kılan Allah'a hamdolsun" dedi. Ve Yemenlilere size ashâbımdan ilmi ve dini en iyi bilen hayırlı bir kimseyi gönderiyorum diye bir de mektup yazdı (İbn Sâ'd a.g.e. III 583-590). Ona şu tavsiyelerde bulundu: "Ey Muâz! Ehl-i kitap olan bir topluma gidiyorsun. Cennet'in anahtarı nedir? diye sorarlarsa: "Lâ ilâhe illallah'tır" de. Yâ Muâz dâima alçak gönüllü ol hilimle (yumuşaklıkla akla uygun olarak) hükmet. Cenab-ı Hak sende samimiyet görürse yardımını ihsan eder muvaffakiyet verir. Eğer içtihâddan âciz kalırsan meseleyi tahkik edinceye kadar hüküm verebilmek için bekle yahut meseleyi bana bildir. Nefsinin arzularına uymaktan çekin. Nefsin arzuları insanr Cehennem'e götürür. Halka merhamet ve şefkatle muamele et. "Yâ Muâz! Onları Allah'tan başka Allah olmadığına ve benim Allah'ın Rasulü olduğuma şehadete çağır. Eğer bunu kabul ederlerse Allah'ın kendilerine bir günde beş vakit namazı farz kıldığını bildir. Bunu da kabul ederlersezenginlerden alınıp fakirlere verilmek üzere kendilerine zekâtın farz kılındığını bildir" (Buhari Zekât1). Ve şu mübarek sözleriyle vedâlaştı: Ey Muâz! Belki bu son görüşmemiz olabilir. Allah seni dinde başarılı kılsın ve sana hidâyet nasib etsin; önünden arkandan sağından solundan yukarıdan veya aşağı tarafından gelebilecek her türlü belâ ve musibetlerden korusun. Senden insanların ve cinlerin kötülüklerini uzaklaştırsın. Ey Muâz belki mescidimi ve kabrimi ziyaret edersin" Bunun üzerine Muâz (r.a) üzüntüsünden ağlayarak ayrıldı. Netice Allah Rasülü'nün tahmin ettiği gibi oldu. Muâz Hz. Ebu Bekr'in halifeliği döneminde Yemen'den döndü. Kalan ömrünü Şam'da geçirdi ve Ürdün'de Tâûn hastalığından henüz genç sayılabilecek bir yaşta otuz sekiz yaşında vefat etti (Mahmud Esad İslam Tarihi Trc. A. Lütfı Kazancı-Osman Kazancı İstanbul 1983 s. 833) (Ayrıca bk. İbn Hacerel-İsâbe III 426-427; Suphi es-Sâlih Hadis İlimleri ve Hadis Istılahları Trc. M. Yaşar Kandemir s. 322).
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://bilisim.forumtk.net
 
MUAZ B. CEBEL
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: İSLAM ve DİN BÖLÜMÜ :: Sahabeler-
Buraya geçin: