EBU SAİD EL-HUDRİ 2mmhl510


 
AnasayfaAnasayfa  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş
 

 EBU SAİD EL-HUDRİ

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
arthur_78
Admin
Admin
arthur_78

Mesajları : 121
Puan : 364
İtibar : 0
Kayıt tarihi : 20/10/10

EBU SAİD EL-HUDRİ Empty
MesajKonu: EBU SAİD EL-HUDRİ   EBU SAİD EL-HUDRİ Icon_minitimeSalı Ara. 07, 2010 4:23 pm

Ashâb-ı kirâmın fakihlerinden biri. Sa'd b. Mâlik b. Sinan b. Ubeyd Adiyy b. Neccâr kabilesindendir. BabasıMedine'de İslâm'ın tebliği başladığında müslüman olmuş Ebû Said müslüman bir ailede dünyaya gelmiştir.

Ebû Said el-Hudrî Rasûlullah'ın hadislerinden binden fazla rivayet eden Ebû Hureyre Abdullah b. Ömer Enes b. Mâlik Ümmü'l-Mü'minin Âişe Abdullah b. Abbâs Cabir b. Abdillah el-Ensârı ile birlikte Muksirun adı verilen sahâbelerden biridir. Bu yedi sahâbî onaltıbinden fazla hadis rivâyet etmiştir. Ebû Saîd el-Hudrî bin yüz yetmiş hadis rivâyet etmiştir. Bunlardan kırküç tanesi Buhâri ve Müslim'de yirmi altısı yalnız Buhâri'de elliikisi yalnız Müslim'de diğerleri öteki hadis kitaplarında bulunmaktadır (Ahmed Naim Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercüme ve Şerhi I 26 Mukaddime).

Ebû Saîd Medine'de Mescid'i Nebevî'nin inşasına katılmış Bedir gazasında küçük olduğundan bulunamamış onüç yaşında Uhud gazasına babası ile katılmış ve bu savaşta babası Mâlik şehid olmuştur. Babasının ölümünden sonra ailesinin geçimi ona kalmış ve önceleri açlık çekmiş karnına taş bâğlamıştır. Ailenin kadınlârı "Kâlk dâ Râsûlullâh'â git ondan bir şey iste herkes istiyor" dediklerinde önce gitmemiş sonra Rasûlullah'ın huzuruna gittiğinde onun şu hutbeyi irâd ettiğini görmüştür: ''İstiğna gösteren ve iffeti muhâfaza eden insanları Cenâb-ı Hak âlemden müstağni kılar." Bu sözü duyduktan sonra bir şey istemeye cesaret edemeden dönmüştür. Bunun sonrasını kendisi şöyle anlatır: "Rasûl-i Ekrem'den bir şey dilemeyerek döndüğüm halde Cenâb-ı Hak bize rızkımızı gönderdi. İşimiz o kadar yoluna girdi ki Ensar içinde bizden daha zengin bir kimse yoktu" (Ahmed b. HanbelMüsned III 449)

Ebû Said Benû Mustalik ve Hendek gâzâlarına da katılmış seferlere çıkmıştır. Hudeybiye Hayber Mekke'nin fethi Huneyn Tebük gazalarında bulunmuştur. Rasûlullah'ın on iki gazasında yer almıştır (Sahîh-i Buhâri II251). Hz. Ömer ve Osman devirlerinde Medine'de fetvâ vermiş Hz. Ali devrinde Nehrevan savaşında bulunmuştur. Haricilere ilişkin şu rivâyeti vârdır:

Bir gün Rasûlullah bir şeyleri taksim ederken bir adam geldi ve ona: "Yâ Râsûlullâh âdalet üzere hareket et" dedi. Râsûlullâh "Ben adalet etmezsem kim eder?'' buyurdu. Hz. Ömer âdâmın kellesini uçurmak istedi. Rasûlullah buyurdu ki: "Hayır bırak. Onun öyle arkadaşları olacak ki onlar sizin namazlarınızı oruçlarınızı beğenmeyecekfakat onlar bir ok yayından nasıl çıkarsa dinden öyle çıkacaklar. Bunların içinde öyle bir adam bulunacak kimemelerinden biri kadın memesi gibidir. Bunlar insanlar bir fetret içinde iken zuhur edeceklerdir." Ve o sıradâ bu adam hâkkında şu âyet nâzil oldu: ''Adamlar içinde öyleleri vardır ki sen sadakayı dağıtırken seni kaşla gözle muâheze ederler.'' "Sadakalar hakkında sana dil uzatanlar vardır. Onlara verilirse hoşnut olurlar verilmezse hemen öfkeleniverirler. Eğer onlar Allah ve Rasûlü'nün kendilerine vermiş oldukları şeylere razı olsalar ve 'Allah bize yeter; O ve Rasûlü bol nimetinden bize verecektir; doğrusu biz Allah'a gönül bağlayanlardanız' deselerdi daha hayırlı olurdu" (et-Tevbe 9/58-59).

Ebû Said bu hadisi naklettikten sonra şöyle demiştir: "Şehâdet ederim ki Rasûl-i Ekrem bu sözleri söylemiş yine şehâdet ederim ki bu adamı Hz. Ali katletmişti. Bu adam teşhis olunurken vakta yerinde bulundum onun Rasûl-i Ekrem'in tarif ettiği gibi olduğunu gördüm." Hicretin 36. yılında olan bu olaydan sonrâ Ebû Sâid 60. yılda Kerbelâ faciasına şâhit olmuştur. 63. yılda Medine halkı isyan edince ve Yezid'e karşı çıkârak Abdullah b. Hanzala'yâ bey'at edince Ebû Said de bu harekete kâtılmıştır Ancak Yezid'in kuvvetleri ile Medineliler çarpışırken iki tarafın da bu savaştan bezgin olması ve Ebû Said el-Hudri'nin silahını bırakması ve esir olarak Şam'â götürülerek orada Yezid'e bey'at etmesi Abdullah b. Ömer ile arasının açılmasına yol açmıştır. Abdullah ona: 'Sen iki emire mi bey'at ettin?' demiş İbn Ömer buna müteessir olmuş ve "Nass bir emir etrafında toplanmadan iki emire bey'at doğru değildir" demiştir (Ahmed b. Hanbel Müsned 111 29-30).

Ebû Said H. 74 yılında seksenbir yaşında vefât etmiştir. Ashâbın fakih ve âlimlerinden olan Ebû Said'in Abdurrahman Hâmza ve Sâîd adında üç çocuğu olmuştur. Ebû Saîd'in rivâyetlerini nakledenler arasında Zeyd b. Sâbit Abdullah b. Abbâs Enes b. Mâlik İbn Ömer Ebû Katâde Ebû Tufâyl Saîd b. el-Müseyyeb Târık b. ŞihâbAtâ Mücâhid... bulunmaktadır. Talebelerinden Kuz'a Ebû Saîd'e Rasûlullah'ın namaz kılma şeklini sorduğunda Ebû Said şöyle demiştir: "Rasûl-i Ekrem öğle namazına durdukları zaman birimiz kalkar Baki'ye gider ne işi varsa görür ondan sonra evine gelir abdestini tazeler sonra mescide döner Resul-i Ekrem'i birinci rekâtta bulurdu" (Ahmed b. Hanbel a.g.e. 111 35). Ebû Said'e "Siz bu hadisi bizzat Rasûl-i Ekrem'den mi duydunuz? " diye soran Kuz'a'ya o şöyle cevap verir: "Ben Rasûl-i Ekrem'den duymadığım şeyi nasıl naklederim? Evet bizzat Rasûl-i Ekrem'den duydum." Medine valisi Mervân'ın bir gün bayram namazında namazdan evvel hutbe okumasına cemaatten biri "sünnete muhâlefet ediyorsun" diye karşı çıkmış Ebû Said de şöyle demiştir: "Bu zat vazifesini ifa etmiştir. Rasûl-i Ekrem efendimizden duydum: 'İçinizden biri bir kötülüğü görür ve onu eliyle yok edebilirse hemen onu yok etsin; eliyle yok edemezse diliyle yok etsin o da olmazsa kalbi ile yapsın. Bu da imanın en zayıfıdır" (Ahmed b. Hanbel a.g.e. III 10).

Ebû Saîd Rasûlullah'tan her duyduğunu her zaman rivâyet etmemiş ihtiyaç duyduğu zamanlarda sünnetin yanlış uygulandığını gördüğünde hadis rivâyet etmiştir. O yoksullara öksüzlere yardım etmiş onları evine alarak barındırmış ve terbiye etmiştir. Leys Süleyman b. Amr bunlardandır.

Ebû Said el-Hudrî'nin rivayetlerinden bazıları:

"Üç mescidden başkasına ziyaret maksadıyla yola çıkılmaz. Mescid-i Nebevi Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksâ. "

"Bir adam bir yere girmek için üç kere izin ister ona izin verilmezse geri dönmelidir."

"Hayırdan ancak hayır çıkar hayırdan ancak hayır gelir. Hayır ancak hayır getirir fakat hayrı hakkından alan berekete nâil olur hayrı haksız yoldan alan bereketten mahrum olur. "

''Kalpler dört çeşittir; Temiz ve nurlu kalpler; perdeli ve karanlık kalpler; çarpık kalpler; karışık kalpler. Temiz kalpler mü'minlerin kalbidir; iman bu kalplerin çorağıdır. Perdeli ve karanlık kalpler kâfirlerin kalpleridir. Çarpık kalpler münâfıkların kalpleridir; bunlar hakkı tanır fakat onu inkâr ederler. Karışık kalpler içinde hem iman hem nifak bulunan kalplerdir; bu kalplerde kan da var irin de var. Bunların hangisi galebe çalarsa o kalp de o hal ve mâhiyeti alır. "

"Dünya yemyeşil ve tatlıdır. Cenâb-ı Hak sizi dünyaya halife yapıyor. Sizin ne yapacağınıza bakıyor Allah'tan sakının dünyadan korkun İnsanların en hayırlısı kolay kolay kızmayan çabuk uyum sağlayandır. İnsanların en fenası çabuk kızan ve uyum sağlamayanıdır. Gaddarlığın en büyüğü bir yöneticinin emri altındakilere zulmetmesidir. Hakkı bilen bir kimse sakın insanlardan korkarak ve çekinerek hakkı söylemekten çekinmesin. Cihadın en faziletlisi zâlim bir hükümdar karşısında söylenen sözdür. "

"Birtakım yöneticiler türeyecek onların etrafını birtakım adamlar saracak bunlar zulm edecekler yalan söyleyecekler. Bunların yanına giren onların yalanlarına inanan onlara zulümlerinde yardım eden benden değildir ben de ondan değilim. Bunlara karışmayın bunların yalanlarına inanmayın; bunların zulümlerine yardım etmeyen kimse benden ben de ondanım " (Ahmed b. Hanbel Müsned III 6-24).
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://bilisim.forumtk.net
 
EBU SAİD EL-HUDRİ
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: İSLAM ve DİN BÖLÜMÜ :: Sahabeler-
Buraya geçin: